<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>        <rss version="2.0"
             xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
             xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
             xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
             xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
             xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
             xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
        <channel>
            <title>
									Seyda Muhammed Emin Er Forum - Son konular				            </title>
            <link>https://muhammedeminer.net.tr/community/</link>
            <description>Seyda Muhammed Emin Er Tartışma Forumu</description>
            <language>tr</language>
            <lastBuildDate>Sat, 02 May 2026 14:40:18 +0000</lastBuildDate>
            <generator>wpForo</generator>
            <ttl>60</ttl>
							                    <item>
                        <title>Soru-5: Dâvûd et-Tâî’nin tarikatı Ebu Hanife’den aldığı bilgisi doğru mudur?</title>
                        <link>https://muhammedeminer.net.tr/community/fikih/soru-5davud-et-tainin-tarikati-ebu-hanifeden-aldigi-bilgisi-dogru-mudur/</link>
                        <pubDate>Wed, 15 May 2024 20:04:55 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Cevap: Evet, doğrudur. İmam Kuşeyri, Risale’sinde, -kendi mezhebi olan Şafii mezhebine sıkı sıkıya bağlı ve bu tarikatta öncü bir şahsiyet olmasına rağmen- şöyle demektedir: “Üstad Ebû Ali e...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Cevap: Evet, doğrudur. İmam Kuşeyri, Risale’sinde, -kendi mezhebi olan Şafii mezhebine sıkı sıkıya bağlı ve bu tarikatta öncü bir şahsiyet olmasına rağmen- şöyle demektedir: “Üstad Ebû Ali ed-Dakkâk’ın şöyle dediğini işitmiştim: Ben bu tarikatı Ebu Kasım en-Nasrâbâzî’den aldım. Ebu Kâsım da şöyle der: Ben de onu eş-Şiblî’den aldım, o da es-Seriy es-Sakatî’den almış, o da Ma’rûf el-Kerhî’den, o da Dâvûd et-Tâî’den, Dâvûd et-Tâî ise hem ilmi hem de tarikatı Ebu Hanife’den almıştır. Ebu Hanife, bu işin erbabı bir zattır; zira meselenin özünde ilim, amel ve kalb tasfiyesi vardır. Zaten selef ulemasının geneli onu bu vasıflarla anmışlardır. Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel onun hakkında, ilim, verâ, zühd ve ahireti tercih konusunda hiç kimsenin ulaşamayacağı bir mertebedeydi, demiştir. Abdullah b. el-Mübârek de: “Ebu Hanife’den daha fazla, izinden gidilmeye layık başka bir kimse yoktur. Zira o, imamdı, takva ve vera sahibi, fakih bir zattı.” demektedir. İmam Sevrî ise, Ebu Hanife’nin yanından geldiğini söyleyen bir kişiye hitaben şöyle demiştir: “Yeyüzünün en âbid insanının yanından gelmişsin”. İbn Hacer ve diğer alimlerin nakletmiş olduğu buna benzer daha pek çok menkıbe vardır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><span></span></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><span></span></a> İbn Abidin, <em>a.g.e.,</em> c.1, s. 60</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://muhammedeminer.net.tr/community/"></category>                        <dc:creator>İbrahim Halil ER</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://muhammedeminer.net.tr/community/fikih/soru-5davud-et-tainin-tarikati-ebu-hanifeden-aldigi-bilgisi-dogru-mudur/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Soru-4: Ebu Hanife’nin fazileti hakkında bir hadis yahut imamların övgüsü var mıdır?</title>
                        <link>https://muhammedeminer.net.tr/community/fikih/soru-4ebu-hanifenin-fazileti-hakkinda-bir-hadis-yahut-imamlarin-ovgusu-var-midir/</link>
                        <pubDate>Wed, 15 May 2024 20:04:08 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Cevap: Evet, Buhari ve Müslim’in Ebu Hureyre’den rivayet ettikleri bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Canımı elinde tutana yemin olsun ki, eğer din Süreyya yıldız...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Cevap: Evet, Buhari ve Müslim’in Ebu Hureyre’den rivayet ettikleri bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Canımı elinde tutana yemin olsun ki, eğer din Süreyya yıldızında bile asılı bulunsaydı, Farisilerden biri adam  onu mutlaka alıp getirirdi”. İmam Suyûti konuyla ilgili olarak şunları söylemektedir: “Buhari ve Müslim’in rivayet ettikleri bu hadis, Ebu Hanife’nin faziletine işaret hususunda dayanılabilecek sağlam bir esastır. Ve bu sayede menakıb yazarlarının, onun hakkında anlattıklarına hiç gerek kalmamaktadır”. Hafız Suyûtî’nin talebesi Allame eş-Şâmî de şöyle demektedir:</p>
<p>“Hocamızın (Suyûti) hadisten maksadın Ebu Hanife olduğu yönünde kesin yorumu, şüphesiz açık ve net bir gerçektir.</p>
<p>Çünkü Farisilerin neslinden ilimde onun derecesine ulaşan başka bir kimse yoktur”. Öte yandan alimler, diğer üç mezhep imamının Ebu Hanife hakkındaki övgülerini ve ona karşı hürmetlerini aktarmışlardır. Özellikle de İmam Şafii’nin ona olan saygısında kusur etmediğine dair şöyle bir sözünden bahsedilir: “Ben Ebu Hanife’den teberrükte bulunurum ve kabrini ziyaret ederim. Bir ihtiyacım olduğunda onun kabri başında iki rekat namaz kıldıktan sonra Allah’tan niyazda bulunurum, ihtiyacım hemen giderilir.” Hatta Şafiilerin el-Minhac’ına yazılan bazı şerhlerde İmam Şafii’nin, Ebu Hanife’nin kabri başında sabah namazını kıldığında kunutta bulunmadığı anlatılır. Kendisine bunun sebebi sorulunca da: “Şu kabirde yatanın hürmetine kunutu terkettim” şeklinde cevap vermiştir. İmam Şa’rânî el-Mîzân adlı eserinde şöyle der: “İmam Malik ve İmam Şafii’nin mezheplerini taklide edenler, eğe insaflı davransalardı, imamlarının Ebu Hanife hakkındaki övgülerini duyduktan sonra, Ebu Hanife’nin görüşlerinden hiçbirisini zayıf saymazlardı. Ebu Hanife’nin faziletinin yüceliği hakkında, sadece İmam Şafi’inin, onun kabri başında kıldığı sabah namazının kunutunu terketme hadisesi bile olsa, -yalnıza bu hadise bile-Şafii mezhebi müntesiplerinin Ebu Hanife’ye karşı hürmette kusur göstermemeleri için yetip de artardı”.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><span></span></a></p>
<p> </p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><span></span></a> İbn Abidin, <em>a.g.e.,</em> c.1, s. 53-55</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://muhammedeminer.net.tr/community/"></category>                        <dc:creator>İbrahim Halil ER</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://muhammedeminer.net.tr/community/fikih/soru-4ebu-hanifenin-fazileti-hakkinda-bir-hadis-yahut-imamlarin-ovgusu-var-midir/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Soru-3: Mefdûl’un taklidi ve belirli bir mezhebe bağlı kalmamak caiz midir?</title>
                        <link>https://muhammedeminer.net.tr/community/fikih/soru-3mefdulun-taklidi-ve-belirli-bir-mezhebe-bagli-kalmamak-caiz-midir/</link>
                        <pubDate>Wed, 15 May 2024 20:01:08 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Cevap: Efdal varken mefdûl’un taklid etmek caizdir. Tek bir mezhebe bağlı kalmak da şart değildir. Burada önemli olan, taklid ettiği imamının görüşünün sadece hak çizgiye uygunluğuna ikna...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Cevap: Efdal varken mefdûl’un<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><span></span></a> taklid etmek caizdir. Tek bir mezhebe bağlı kalmak da şart değildir. Burada önemli olan, taklid ettiği imamının görüşünün sadece hak çizgiye uygunluğuna ikna olabilmesidir.</p>
<p>et-Tahrîr ve şerhinde ifade edildiği gibi, efdalin bulunduğu yerde mefdûl’u taklid etmek caizdir. Hanefi, Malikilerin ve çoğu Hanbeli ve Şafiilerin görüşü budur. Ayrıca Ebu Hanife ve Şafii gibi belli bir mezhebe bağlanmak da –doğru olan görüşe göre- zorunlu değildir. Hatta avamın (sıradan insanın) mezhebinin olmadığı kanaati yaygındır. Buna göre, Nesefi’ye dayandırılan ‘mezhebinin görüşünün, hata ihtimali olmakla beraber en doğru olan görüş olduğuna inanması gerektiği’ şeklindeki kanaat, gerçekleri yansıtmamaktadır. Eğer bu kanaati esas alırsak, mefdûlün taklidi caiz olmayacak, tek bir mezhebe bağlı kalmak gerekecek ve avamın mezhepsiz oluşu doğru karşılanmayacaktır.</p>
<p>İbn Hacer, Nesefi’nin sözü geçen ibaresi hakkında kendisine sorulan bir soruya karşılık şu cevabı vermektedir: “Bu görüş dayanağı zayıftır. Zira sadece alim olanın taklidinin vacip olduğunu öngörmektedir. Halbuki doğrusu, mefdûl bile olsa kişinin dilediği alimi taklid edebilme özgülüğüdür. Eğer insan meseleye bu şekilde bakabilirse, o zaman kendi imamının görüşünün kesinkes veya büyük ihtimalle doğru olduğuna inanması imkansızdır. Tam aksine imamının kanaatinin sadece doğru olma ihtimali bulunduğuna inanır”. Nitekim İbn el-Humâm, Hidaye şerhinde şunları söyler: “Avamın, vicdanen daha doğru olduğuna inandığı görüşe göre hareket etmesi evladır. Eğer iki müçtehid bir konuda ihtilaf ederlerse, evla olanı vicdanının sesine kulak vermesidir. Bana göre, eğer vicdanını el vermediği görüşü benimsese bile caizdir; zira onun üzerine vacip olan husus, bir müçtehidi taklid etmekti, bunu da zaten yapmış bulunmaktadır”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><span></span></a></p>
<p> </p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><span></span></a> Efdal: En üstün, daha iyi anlamına gelir. Mefdûl ise, efdale göre bir alt seviyede bulunan ‘faziletli’ anlamında kullanılmaktadır. </p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><span></span></a> İbn Abidin, <em>a.g.e.,</em> c.1, s. 48</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://muhammedeminer.net.tr/community/"></category>                        <dc:creator>İbrahim Halil ER</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://muhammedeminer.net.tr/community/fikih/soru-3mefdulun-taklidi-ve-belirli-bir-mezhebe-bagli-kalmamak-caiz-midir/</guid>
                    </item>
							        </channel>
        </rss>
		